Dünya Döndükçe Yaşayacağız

Böyle dediler bize, tüm arabesk anlatımlarda, hikayelerde, pop şarkılarında. Hatta Sevgili İlhan İrem şöyle demiş: Bir boşluğun içinde durmadan dönüyoruz.

Dünya kendi etrafında dönerken, güneşi gördükçe günü, sonrasında geceyi yaşıyoruz. Ve tüm canlılar bitkiler, hayvanlar ve biz dahil olmak üzere bu döngüden etkileniyoruz. Geçmişte özellikle teknoloji ile hayatımızı kolaylaştırmamışken, günü yani gündüzü yakalamak için gün ayırmadan uyanıp, güneş batmadan günü bitirme derdi olmuş insanoğlunun. Her ne kadar aydınlatma seçenekleri ateş yakmak, gaz lambası, mum gibi olsa da ışığın gücü fazla olmadığı için, yapılan işlerin yoğunluğu gün ışığına bırakılmış. Son ikiyüz yıl öncesine kadar bu yaşam düzeni çok netmiş. Kısacası tüm dünya güne uyanıp güneş batınca günü bitirmişiz. Epigenetik aktarımımızda bu yaşam tarzı var, tüm dünya canlıları gibi yaşayan organizmalar olarak hepimiz aynı düzende birbirimize bağlıyız. Ve güzel nokta bu anlattıklarım varsayımsal değil, ya da yalancı bilim (Psedue Science) hiç değil, ispatlanmış ve bu konu yani Sirkadiyen Ritim (Circadian Rhythms) 2017’de aynı ismi taşıyan araştırma için Nobel Ödülü almıştır.

The Nobel Assembly at Karolinska Institutet (sweden) has today decided to award the 2017 Nobel Prize in Physiology or Medicine jointly to Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash and Michael W. Young for their discoveries of molecular mechanisms controlling the circadian rhythm

Nobel Ödüllü Araştırma

Yaşayan organizmalar, insanlar dahil olmak üzere, dahili ve biyolojik bir ya da bir kaç saat ile, günün düzenine vücudu adapte eder. Dünya döner ve biz ona uyumlanırız. Nobel ödüllü araştırma bitkiler, hayvanlar ve insanlar dahil biyolojik ritimlerinin dünyanın değişimleri ile nasıl senkronize olduğunu açıklamıştır.

Meyve sineklerini model oluşturabilecek bir organizma olarak kullanan bu araştırma, izole edilmiş bir geninin günlük biyolojik ritmi kontrol ettiğini göstermiş, ve bu genin gece boyunca proteini yığınlamak üzere kodlağını, gün içerisinde ise saldığını ya da azalttığını göstermiştir. Bu sisteme hizmet eden ek proteinleri de keşfetmişlerdir. Buna bir makine sistemi demek yanlış olmaz sanırım.

Biyolojik saat, karmaşık fizyolojimize bir çok açıdan dahildir. Genlerimizin büyük bir kısmı biyolojik saat ile düzenlenmektedir, sirkadiyen ritim fizyolojimizi gün içerisindeki farklı durumlara hazırlar, adapte eder

Biyolojik saatimiz kritik bir çok fonksiyonun düzenlenmesini sağlar, davranış, hormon seviyeleri, uyku, vücut sıcaklığı ve metabolizma. Sağlığımız biyolojik saatimiz ile çevresel etkenler uyuşmadığında etkilenir.

Circadian Rhythms (‘Circa’ meaning is ‘Around’, ‘Dies’ meaning is ‘Day’)

Sirkadiyen (Circadian) Latince köklerden gelmektedir ve 24 saatlik döngü anlamına gelir

Sirkadiyen ritimle uyumlandığımız ya da adapte olduğumuzun en belirgin örneği geceleri uyumak ve gün içinde uyanık olmak… Vücut biyolojik saati sirkadiyen ritim için zamanlamayı ayarlar, ve bu bazı süreçleri düzenler: uyuma-uyanma döngüleri, hormonal aktiviteleri, vücut sıcaklık ritmi, yemek yeme düzeni ve sindirimi.

Melatonin ve kortizol hormonları sirkadiyen ritme göre azalır ya da çoğalır. Melatonin size uyku hali veren hormondur, gece saatlerinde daha çok salınır ve gün içinde baskılanır. Kortizol ise sizi uyaran hormondur, ve gündüzleri daha çok salınır. Akşam geç saatte yemek yemek vücudunuzun daha az insülin salgılaması demek, çünkü Melatonin hormon seviyesi yükselmiş oluyor. Bu da kan şekerinin düzenlenmesi için yeterli bir insülin seviyesinin gece saatlerinde mümkün olmayacağını kanıtlıyor.

Diğer uyarıcı ve sirkadiyen ritimde rolü olan hormonlar: vasopressin, acetylaholine, insülin, leptin.

Sirkadiyen ritmi değiştiren iç ve dış etkenlere şu örnekleri verebiliriz: gece mesaisi, akşamları çalışmak, değişken iş saatleri, farklı zaman dilimlerinde seyahat, geceleri geç yatılan bir yaşam şekli, ilaç tedavileri, stres, ruhsal sağlık durumları, kötü uyku alışkanlıkları, geç saatlerde yemek yemek ve içmek, ekranları çok yakından izlemek, rahat bir uyku alanının olmaması ve bazı sağlık durumları: beyin hasarı, demans, körlük, baş yaralanmaları ya da mutasyon, gen yapı bozuklukları gibi.

Metabolizma ve sirkadiyen ritim arasında nöral, moleküler ve hücresel düzeyde etkileşim vardır. Molekül zamanlama obezite ve diyabeti daha iyi anlamak için teoriler oluşturmada önümüzdeki yıllarda yardımcı olacağı düşünülüyor. Ayrıca beyin ve biyolojik saat ile uyku-uyanıklık halindeki enerji dengesi arasındaki ilişkinin anlatılmasında bu tip araştırmaların faydası oldukça fazladır.

Son yıllarda özellikle uyku süreleri, enerji, depresyon, anksiyete gibi durumların ilişkilendirilmesi tesadüf değildir. Sirkadiyen ritim ve senkronize olan bir biyolojik saatimizin olması, ve sadece kendi bedenimiz değil tüm evrenle uyumlanmamız da aslında rastlantı değil. Uzun yıllardır konuşulan ve tartışılan başlıklar, fakat bilimsel olarak kanıtlanması oldukça önemli. Daha önce yazdığım 5 AM CLUB yazımda sabah erken kalkmayı uygulayan insanların neden önerdiklerini ve faydalarını anlatmıştım. Benim kişisel Wellness tecrübem erken yatma ve erken kalkma üzerine, kesinlikle beynimin güne verdiği tepki ve olayları algılaması değişiyor. Sabah dinginliği benim için eşsiz bir hareket alanı, ve gün içinde daha aktif olabiliyorum. Sabah erken uyanmanın herkes için geçerli olmadığının farkındayım ve elbette muhakkak erken kalkın diye önermiyorum, ama akşam uyumadan üç saat önce yemek yemeyi kesmek, kafeini kesmek ve günü bitirdiğimizi kabul etmek dahi çok şey değiştirir.

Her gün kendi içinde mini törenler barındırıyor, ve bu törenler özsaygı ile çok ilintili. Temiz bir yatağa girmek, dişleri fırçalamak, kahvaltı sofrasına oturmak, yemeğe şükür etmek, sofra kurmak ve kaldırmak, aynı saatlerde yemek yemek, bir Türk kahvesi molası vermek, hayatı bir kaç dakika dondurmak ve bugün de yaşıyorum demek içinden, güne başlamayı kutlamak ve planlamak, günü bitirmeyi bilmek ve tören kapanışını yapmak. Herkesin aksine sabah uyanınca ne giyeceğinizi hazırlayın, planlayın demiyorum, o yarın sabahın iş yükü. Biz sadece günü bitirmek, vücudumuza bakmak, güneşle uyumlanıp günleri olabildiği kadar keyifle yaşamaktan sorumluyuz. Günün hakkını vermek hem bitkilerin, hem hayvanların hem insanların sorumluluğunda. Mikroplar dahi bu sorumluluk ve döngünün içinde.

Beni değil her zaman kendinizi dinleyin diyorum, kendini bilmek her şeyden ve herkesten önemli.

Çok sevgiler, Deniz.

TANIMLAR:

Choronobiology: Gündüz ve gece döngüsü insanların fizyolojisini etkiler. Chronobiology biyolojik olayları ve dahili biyolojik saatimizin etkilerini inceler. Fiziksel, mental ve davranışsal değişikliklerin 24 saat/ bir gün boyunca izlenmesidir.
Biyolojik Saatler: Biyolojik saatler organizmaların doğal zaman cihazlarıdır. Sirkadiyan ritmin döngüsünü düzenler.
Master Saat: Yaşayam organizmalardaki biyolojik saatleri koordine eder. Omurgalı hayvanlarda, insanlar dahil, master saat 20.000 nöronun bir araya gelmesi ile oluşur, bir form oluşturur, bu form ya da yapı SCN (Suprachiasmatic Nucleus) olarak adalandırılır.

REFERANSLAR:

https://nigms.nih.gov/education/fact-sheets/Pages/circadian-rhythms.aspx

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31847894/

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23303907/

https://www.nobelprize.org/prizes/medicine/2017/press-release/


Discover more from DO Wellness Co.

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

One thought on “Dünya Döndükçe Yaşayacağız

Leave a reply to sozubekburcu Cancel reply