Değişiklik istiyor musunuz?Cevap evet ise…

Değişiklik istiyorsunuz, içinizden belki çığlık attınız bunu okurken: Evet istiyorum! Bunun için bir şeyler değişmeli, fakat siz değil. Aslında bir şeyler değişsin dediğimizde, bu değişimi dışarıdan beklediğimiz anlama geliyor. Ve bu bizim pasif bir pozisyonda olduğumuzu anlatıyor. Fakat bir şey değişmeli dediğimiz ve bir eylem planı oluşturduğumuzda proaktif oluyoruz. Ve eyleme döktüğünüzde ise aktif.
Mesela sağlıklı olma hali bir günlük ya da haftalık bir eylem değildir. Bir hafta sağlıklı beslenmek sizi sağlıklı yapmıyor. Bunun bir akış halinde ve sürekliliği olmalı. Bunun için bir sağlıklı yaşam planınız olmalı ve rutinleşmeli. Ve uzun vadede sonuç olarak sağlıklı olma halinizi korursunuz. Bu bireysel ve planlı bir eylem planına örnektir.

*’The 7 Habits of Highly Effective People‘, Stephen Covey’in kitabına göz atmanızı öneririm. Bu kitap bir ‘Bestseller’ ve 7-10 maddede, sonsuzluğun sırrı bulunmuş gibi pazarlanan çalışmaları yararlı bulmuyorum. Fakat, bazı alışkanlıkların sebep sonuç ilişkisini anlamak için yararlı olabilir. Bu tip çalışmaları okurken siz de tecrübe etmiş olabilirsiniz, iç sesiniz her madde için ‘evet, kesinlikle’ der, fakat uygulamaya geçmezsiniz. Bunun sebebi tecrübe ile sabit olmaması yani içselleştirmemiş olmamızdır. Bu tip çalışmaları okurken kendi örneklerinizi oluşturmanız gerekir. Ve bu örnekleri neden sonuç olarak kendinize anlatmanız ve mümkün oldukça yazmanızı da öneriyorum. İşte bu bu bir proaktif yaklaşımdır ve eylem planıdır. Lütfen yazın!

Bu kitap örneğini verme sebebim, verilen örnekleri eğer sizinle uyumlu ise not etmeniz ve kendimize bir eylem planı çıkarmanız. Mesela kendimi geliştirmek için alanım dışında okuma yapmak, ben buna başladım. Her hafta ekonomi ile ilgili bir okuma yapıyorum, asla hoşlanmadığım ve zorlandığım bir alan. Diğer taraftan oradaki körlüğümü azaltmak istiyorum. Bu benim eylem planım, üç ay sonunda ise bir değerlendirme yapacağım. Bu değerlendirme şunları içerecek, bir şey öğrendim mi, temel bilgi edindim mi, günlük yaşantıma bir katkısı var mı, profesyonel hayatıma bir katkısı var mı, çağrışım yapıyor mu, bana bir ileri adımı işaret ediyor mu, …, bu soruların cevabına göre tamam ya da devam diyeceğim. Bu benim eylem planım ve bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde ilerliyorum. Sebep sonuç ilişkisi size eylemi anlamlı kılar ve içselleştirmenize yardımcı olur.

Yukarıda attığım çığlığı duyduğunuzdan eminim, herkes bunu söylüyor: Evet! Değişiklik istiyorum! ‘Değişiklik istiyorsan, sen aksiyon almalısın’ dediklerinde ayaklarımın üzerinde tepindiğimi hatırlıyorum, gerçekten sinirlenmiştim. ‘Neden hep ben bir şeyler yapmak zorundayım?’ dedim. Bir şeyler yapmak, hayatın önüne sunulmadığını kabul etmek demek; Hayır! Durum böyle değilmiş, ve benim zamanla anladığım şu oldu: hayat sana rağmen akıyor, fakat sen bir şeyler istiyorsun. Sana gelenin ötesinde, akışta olmayan bir şeyler, değişim istiyorsun.

Ege Üniversitesi Eczacılık fakültesinde okurken ruhum burada değil dediğimi anımsıyorum ve şöyle dedim ‘ benim başka bir eğitim daha almam lazım. Ben bu değilim, bu bana yeterli değil’. Hayat benim için akarken, kurulu bir düzen varken, ne olmuştu da ben kalkıp başka başka okullar hayatlar hayal etmiştim. Neden elimdekiler bana yetmiyordu. Zorlandığımı biliyorum, ezberleyerek okumak benim için sizden belki üç kat daha zor, zihnim analitik çalışıyor. Neden, sonuç ve yaratım süreci olmazsa ben acı çekiyorum. Benim üretmem beni mutlu ediyor, içimdeki boşluğu dolduruyor. Kendimi tanımladım: Deniz’in üretmesi gerekiyor. Bu varoluş sebebinin çıkış noktasına odaklanmadım, belki ileride geri dönüşüm olur, fakat benim üretmem için başka konulara geçiş yapmam lazımdı. İhtiyaç doğdu, doğurdum. Bu ihtiyacımı tanımladım ve aksiyon almam gerektiğine karar verdim. İşte bu proaktif olmak. Ben bu aksiyonu almazsam, bu zamana kadar yaşadığım hayat benim olamayacaktı. Kolay oldu mu: Hayır!

Burada ki muhteşemlik şu; sizi zorlayan ya da anlamsız gelen bir süreç var, ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Durum değerlendirmesi çok kritik. Önce durumu değerlendirmeye odaklanmak en önemlisi. Sağlık örneğinden devam edersem, yeme bozukluğu olan insanlar çok hızlı bir şekilde proaktif davranışa geçiş yaparlar, makalenin bu kısmına kadar her şeyi doğru yapmışlardır. Ortada bir sorun var ve çözüm için aksiyon alırlar: Hayır! Aslında proaktif olup eylem planı oluşturmadan önce durum analizi önemli. Yeme bozukluğunun sebebi duygusal olabilir ki çoğu zaman böyledir. Bu durumda aksiyon alıp Dietetik Uzmanına gitmek çözüm getirmeyebilir. Durum analizini tekrar yapmakta yarar vardır. Tetikleyen duygulara ve belki bu konuda yardımı dokunacak bir psikoloğa yönelmek doğru bir çözüm olabilir. Bu örnekte olduğu gibi, sorunu gözlemlemek ve analiz etmek de ilk etapta gerekli.

Aksiyon aldığınız her durum başarı getirmeyebilir, bu durumda başlangıç noktasına geri dönmek ve koşulları tekrar incelemek ya da bulduğunuz çözümü tekrar incelemek gerekebilir. Biliyorum o duygusallık içerisinde bunu yapmak gerçekten zor ve olmadı diyerek pasif duruma geçmek daha korunaklı. Bu tip durumlarda ben kendimle bir başkası gibi konuşuyorum, benim durumumda, benim sorunumu yaşayan kişiye ne önerirdim. Cevap genelde orada gizli oluyor. Olayın dışından bakabilmek, bir an olsa da kendi hayatınızı terk edip, tamamen yabancı birisi gibi dışarıdan bakabilmek. Bu bir zihniyet değişikliğidir, problem çözme tekniklerinden biridir. Benim de sonradan öğrendiğim ve geliştirdiğim bir ‘Mindset’tir ya da ‘State of Mind‘dır.

Siz karar verdiğiniz her şeyi yapabilirsiniz, yaparsınız ve daha sonra yapmamayı tercih edebilirsiniz. Bunlar birer motivasyon cümlesi değil, karar veren her insanın yapacağı şeylerdir.


Discover more from DO Wellness Co.

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a comment