‘Eat Less, Move More’ – No More!
Az ye, çok hareket et artık çalışan bir sistem değil. Aslında uzun vadede hiçbir zaman çalışan bir sistem olmadı. Beslenmenin sürdürülebilir olmasını istiyoruz.
Diyet Nedir?
Diyet alışkanlık haline getirdiğimiz ve günlük enerjimizi aldığımız gıdalardır; hayvanlar, insalar ve de toplumlar için genel olarak kullanılabilir. Mesela Hindistan için toplumun büyük çoğunluğu Vegan Diyeti ile beslenmektedir diyebiliriz. Burada Vegan Diyet toplumun beslenme alışkanlıklarını çatı bir tanım altında toplar. Biz Akdeniz ülkesiyiz, büyük kesim Akdeniz Diyeti ile yaşamını sürdürecek enerjiyi alan ve uzun yıllar boyunca gelenekselleşmiş ve kökleşmiş bir beslenmesi alışkanlığı olan topluluğuz diyebiliriz. Bireysel olarak çıkışlar olacaktır. Hayır ben değilim, veganım, vejeteryanım, ketojenik besleniyorum diyebilirsiniz. Fakat çoğrafik bir genelleme yapılıyor bu tanımlarda, akdeniz bitki örtüsü tipik örneği makidir gibi bir tanımdır yukarıda paylaştığım. Diyetin Türkçe karşılığına bu anlamda beslenme, gıda seçimi vs gibi sürdürülebilir ve uzun vadeli bir beslenme biçimini tarif eden genel çatı tanım denilebilir. Bulunduğunuz çoğrafya sizi bu seçimlere zorlamıştır. Bu beslenme şekli bize atalarımız tarafında aktarılmıştır, genel etkileşimler olmuştur zamanla: mesela Türkiye’de yetişmeyen çay bitkisinin Karadeniz topraklarına İsmet İnönü tarafından yönlendirilerek ekilmeye başlaması bizim kültürümüzde köklü ve önemli bir değişiklik yapmıştır. Bunu gastronomi bilgisi olan insanlara danışmak daha doğru, benim aktardığım sadece genel kültür. Fakat ilgimi çok çeken bir konu; mesela kahveyi içme fikri nasıl evrilmiş, damak zevki nasıl evrilmiş,vs. Ben hala ilk içtiğim Türk Kahvesini unutmadım, şöyle demiştim: ‘İğrenç bir şey bu nasıl içiyorsunuz?’ Annemin bir altın günündeydi ve kadınların hepsi gülmüştü. Günümüze geldiğimizde benim besin tarihimde bir şey değişmedi, Türk Kahvesini içerim ama lezzetli bulmam. İşte tüm beslenme ve diyet rejimi hikayeleri, başarısızlıkları burada gizli. İlk tadlar, alışkanlıklar, zihnin kodları… Benim beslenmemi etkileyen iki durum oldu, hanede pişenler ve pişenler içerisinde benim çeşitli sebeplerle yemeyi kabul ettiğim ve etmediklerim. Bu çerçevede kendi beslenme geçmişinizi irdelemekte fayda var. Çocukken Antep’te bir aileyi ziyaretine gitmiştik ve orada kuyruk yağı ile yapılmış etli biber dolması ikramı olmuştu. Ellerine sağlık yapanların, o hane için ve Antep toplumu için nefis bir yemek ve bizi değerli gördükleri için en kıymetli ve lezzetli yemeklerini yapmışlardı; fakat ege mutfağı ile büyümüş, kuyruk yağı nedir bilmeyen tereyağını sadece pilavda tatmış birisi için sonuç felaketti. Dünyaya mal olmuş bu mutfak benim damak lezzetimle uyuşmadı, şu gün oldu hala mümkün değil etli dolma yiyeyemem. Bu bir kodlamadır, bu tip kodlamalar hem beslenmede hem de davranışların temelinde var. Bunları çözmeye başladığınızda farkındalığınız artıyor, bazı seçimlerin neden mantıksızca yapıldığını, oysa sizin iç sesinizi dinlediğinizi düşündüğünüz, doğruyu yaptığınızı düşündüğünüz anlar olduğunu kavrıyorsunuz. Bunların hepsini anlamak ve dinlemek, çözüm getirmeden sizi farkındalık çalışmalarına doğru götürecektir. Kendisi ile ilgili bu tip bir çözülme içine girmek isteyenlere ‘Mindfulness’ çalışmalarını önerebilirim.
Günümüzde Diyet
‘Az ye, çok hareket et’ artık çalışan bir sistem değil, sürdürülebilir değil aslında söylenmek istenen. Hepimizin sürdürülebilir gerçeği beslenme geçmişimiz ve yaptığımız seçimler. Diyetisyenler bu noktada bu geçmişin kodlarını kırmak için devreye giriyorlar. Bu anlamda Dietetik diye bi alanın oluşması ve yine bu alanda insanların beslenmesinin gözlenmesi, alışkanlıkların değiştirilmesi için destek alınması normal ve olması gereken bir durum. Şu günlerde özellikle Vegan Beslenmeye ve beraberinde gelen kültüre yönelik bir değişim var; bunu İngilizce ‘Shift’ kavramı ile açıklamak daha mümkün. Bu sebeple gelenekselleşmiş beslenmesini değiştiren insanlar aratacaktır, fakat bu geçişler olurken eksik bilgiler olacaktır, dengelerin oturması zaman alacaktır. Bu sebeple şu an IG’de çok fazla Vegan Beslenme, Ketojenik Beslenme, Detoks gibi ayrımlar var ve bunların temsilciliğini yapan fenomenler ya da diyetisyenler var. Bu hep böyleydi, sadece artık genel kitlelere ulaşan TV’den değil, daha bireysel hesaplardan ve belki kendi araştırmalarımızdan bu bilgileri ediniyoruz. Her koşulda işin uzmanına danışmadan ilerlememenizi öneririm anlattığım konu dışına çıkarak.
Az yemek ve çok hareket etmek neden bir süre sonra işlemeyen bir sisteme dönüşüyor?
İnsanların sosyal hayatları var, kaçamakları var, özlemleri var, yeme dürtüleri var, hayal kırıklıkları var, duygusal yeme bozuklukları var ve biz idealize olanı her koşula uygula diyoruz. Bunu yapmak müthiş bir irade gerektirir ve bunu yerine getiremiyor olmanız çok normal. Ve bu normal bir durum olduğu için diyetler %98 oranında başarısızdır. Beslenmek kötü bir şey değildir, özellikle duygusal bir ilişkisi olan kişiler için kendini cezalandırma ya da andan kaçma için kullanılabiliyor. Sağlıksız olan şekerlemeler, fast food, paketli gıdalar ve diğer aklıma gelmeyen içecek ve yiyecek grupları. Hepsi aslında suçsuz. Ve sizin duygusal geçişlerinize gönüllü olarak eşlik etmiyorlar. Onlar masumlar, evet enerjileri oldukça yüksek (kalori miktarı), kolestorele sevep olabilecek kötü yağ grubunu barındırması sebebiyle sürekli tüketimlerinde sağlıksız bir yaşam riski yüksek, damar içi yağlanmaya sebep olabiliyorlar ve temelde besin değeri taşımayan büyük bir grup bahsettiğimiz. Savaş açtığınız bu yiyecekler aslında besin bile değiller, sizi geçekliğinizden alıkoyuyorlar ve sizi uyuşturuyorlar. Bunun sebebi o esnada kaçmak istediğiniz, yüzleşmek istemediğiniz duyguların yerine koymak istemeniz. Ve yedikçe, kan şekeriniz yükselip düştükçe, tekrar yemek istersiniz. Evet bunun uyuşturucu kullanmaktan farkı yok, belki de bu ilişkiyi doğru tanımlamak gerekiyor. Fakat teknik olarak bu tip gıdaların besleyici özelliklerinin az olduğunu, sadece sizin immün sisteminizi, bağırsak floranızı dengede olduğu durumdan alıp, iniş-çıkış olan tıpkı duygularımız gibi, dengesiz duruma getirdiğini bilmeniz farklı bakmanızı sağlayabilir.
Normal Beslenme Nedir?
Diyetlerin başarısız olması çok normal. Benim fikrim besinler ile aranızdaki ilişkiyi yeniden düzenlemeniz. Benim de vazgeçilmezlerim var, yemekten korktuklarım var, hiç yemediklerim var, takıntılarım var. Beslenme geçmişimden öğrendiklerim var ve bu bilgi sadece ve sadece benim kendi tecrübelerimden geliyor. Kendimi dinlediğimde bulduklarım:
- sık sık yemek bana uygun bir enerji alımı değil
- kahvaltı yapmadan güne başlarsam gün içerisinde asla doygunluk hissetmiyorum
- büyük tabaklar büyük porsiyonlar benim için uygun değil
- tabak içinde yer alan porsiyonlarımı elimin yumruğuna göre ayarlıyorum, bu sizin mide ölçünüzle aynıdır
- midemin tam dolmamasına dikkat ediyorum, yoksa kendimi yorgun hissediyorum
- günlük yediğim yeşillik miktarının, hem sebze hem ot, diğer tükettiğim gıdaların iki katı olmasına dikkat ediyorum
- şekerin insanı yaşlandırdığına inanıyorum, kontrollü tüketiyorum
- çay çok tükettiğim için ve su tuttuğunu bildiğim için bir bardak çaya iki bardak su içiyorum
- kuruyemişi beslenmemden asla çıkarmıyorum, benim enerji depolarım
- tek tip beslenme sadece et ya da sadece sebze bana göre değil
- her öğünümde protein, karbonhidrat ve bol yağ olmalı
- yağı azalttığımda açlık hissim artıyor (tükettiğim yağ kesinlikle kızartma değil, pişirmeden zeytinyağı, tereyağı, yağ içeren gıdalar: avakado, yağlı tonumlar gibi)
- canım tatlı istiyorsa çikolata yiyorum çünkü vücudum bana karşı dürüst,
- vücudumu dinlemeyi bırakmadım
- anda kalmayı başaramıyorsam ne yediğimi anlamıyorum, doymuyorum
- yerel gıdaları tüketmeyi seviyorum
- lezzeti çok karışmış gıdaları tüketmekten zevk almıyorum, mesela Çin mutfağı benim için baharatı, yağı fazla bir mutfak
- basit yemekleri seviyorum
- aşırı tatlı şeyleri yiyemiyorum, benim için aşırı tuzlu yemekle aynı
- damak zevkim farklı, bunu kabul ettim
- sebze yemediğimde yüzümün ışıltısı gidiyor
- yeterince yağ tüketmediğimde tenim kuruyor
- eti çok tükettiğimde yorgun hissediyorum
- bakliyat fazla tükettiğimde yorgun hissediyorum
- tuzlu yemek yemiyorum, yemeklerin kendi lezzeti müdahale olmadan daha güzel geliyor
- iyot almak için tuzu içme suyuma karıştırıyorum, tuz tüketmemek de yaşlanma ile ilişkili
- aşırı tatlı tükettiğimde hiper aktivite gözlemliyorum, bunu sakinleştirebilmek için iki antrenman yapmam gerekiyor çünkü normalde enerjisi yükse olan birisiyim
- geceleri yemek yediğimde ertesi gün enerjim olmuyor, yüzüm ve vücudum şişiyor
- gün içinde besin dengemi %80 kesinlikle sağlıklı %20 abur cubur olsun ama sağlıklı olsun diyerek düzenliyorum
- yemeklerim için zaman ayırıyorum, ayakta yemek yemiyorum – ayakta yemek yersem ne yediğimi anlayamıyorum, aç mıyım tok muyum duygusu gidiyor
- su içmeden güne başlamıyorum, bu benim için ibadet gibi oldu
- su içmeden günü bitirmiyorum, bu benim için meditasyon gibi oldu
Bazı gerçekler…
Amerika beslenme zincirinin en alt basamağının ekmek olduğu 70’lerden bu günlere geldiğimizi unutmayalım; 90’ların en iyi beslenme planlarında protein tüketiminin olduğu bir dönemden geldiğimizi de; 2000’lerin başlarında kolestrol için kırmızı etin kötü dendiği bir dönem geçirdiğimizi unutmayalım ve şimdi Vegan olan bir Dünya düzeninin planlaması yapılıyor. Bilim bazı ellerde değişken olabilir, kaynaklar araştırma sonuçlarına bağlı hazırlanıyor. ‘200 kişilik Diyabet Tip 2 rahatsızlığı olan araştırma grubunda, katılımcıların sık sık yemek yediklerinde, üç öğün yiyenlere göre kan şekeri seviyelerini korudukları gözlemlenmiştir’ benim uydurma olarak yazdığım bir araştırma ve ben bu araştırmayı sizinle sık sık yemek daha sağlıklı ve şeker ataklarınızı dindirecektir diye paylaştığımda yanlış bir şey söylemiyorum ama doğru bir şey de söylemiyorum. Siz Tip 2 Diyabet rahatsızlığına sahipseniz size bunu önerebilirim, peki sağlıklı bir bireyseniz bu sizin için uygun mu? Bu sebeple yapılan bir çok araştırmayı tartışılmaz doğru olarak kabul edemeyiz. Peki asıl soru bu araştırmaları yaptıranlar kimler? Amerika en çok paketli gıdanın tüketildiği, ekmeğin tüketildiği ve obezite rahatsızlığının en yüksek oranda görüldüğü ülkelerden birisi iken beslenme rejimi ile ilgili bilgileri oradan almamız ne kadar sağlıklı? Bunu kötülemek için yazmıyorum, sorgulamamız için yazıyorum. Tek bir doğru yoktur, göreceli doğrular ya da koşullara göre değerlendirebileceğiniz doğrular vardır. Okuduğunuz, dinlediğiniz her şeye inanmamak bize okulda öğretilmedi. TV’de dinlediğiniz içerikler Sağlık Bakanlığı denetiminden geçmiyor. Üzgünüm fakat doktorlarımız da her zaman kendilerini güncellemiyor, literatür takibi yapmıyor, Bazı Diyetisyenler hastaya ya da danışanına göre bir beslenme planı çıkarmıyor. Hekim de olsa kişinin kendi doğrusu sizin gerçeğiniz olmayabilir. Benim yukarıda paylaştığım doğrularımı siz uyguladığınızda sonuç bir felaket olabilir.
Başarılı Diyet Var!
Başarılı olan diyet sizin bedeninizin ne istediği, evet onu dinlemek zorundasınız. Geçmiş yeme alışkanlıklarınızı gözlemeniz gerekiyor. Kültürümüzün geldiği geçmişi değerlendirmeniz gerekiyor. Bir çok diyet denemeniz olmuştur, orada hangi gıdaları kestiğinizde olumlu, hangilerini kestiğinizde olumsuz tepki aldığınızı bildiğinizden eminim.
Her zaman inandığım sağlıklı yaşamın kişiye özgü olduğudur; spor geçmişi, aile sağlık hikayesi, beslenme geçmişi, ruhsal sağlığı, değerleri ile ilgilidir.
Sevgiler
Deniz
Discover more from DO Wellness Co.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.