Don’t shoot the messenger.
Willendorf’un Venüs Tanrıçası kutsanmış son şişman olabilir. Yaklaşık 25.000 yıl öncesinde şişman insan gerçekliği varmış yani vücudun taşıyabileceği ya da tekrar enerji döngüsüne sokabileceği miktardan fazla yağ taşıması. Kime göre, neye göre: günümüzde modern tıbba göre, öncesinde İncil’e göre. Rönesans döneminin zenginlikle ilişkilendirilen şişmanlık ve varlık eşleşmesini bırakalı çok oldu, günümüz dünyasında şişmanlık fakirlik değerleri ile ilişkili bir istatistik ana veri oldu. Evet Obesite bir veridir, epidemi olarak etiketlendi ve dünyada sağlığı tehdit eden ve ölüme sebebiyet veren 6. hastalık olarak sıralandı. Demek istediğim bireyin seçimlerine bırakılmayacak bir kronik ve görülme sıklığı artan bir hastalıktan bahsediyoruz. Dünyaya sağlık, besin ve ekonomik maliyeti çok yüksek olmakla, Koronavirüs 19 pandemik salgın ile beraber tekrar bilimsel veriler fazla kiloyu ve sebebi olduğu rahatsızlıkları işaret etti. Obezite mercek altında.
Bir Tanrıça, özellikle doğurganlık Tanrıçası Venüs ise iri göğüs, beslenmiş bir vücut ve geniş pelvik bölgesi ile simgeleştirilmiş. Bu stigma hala kadınlar için devam ediyor, iri göğüs çok süt, geniş kalça doğurganlık ile ilişkili iken hep sen hep sen olmamış Venüs, oklar şişman kadına dönmüş estetik olarak çirkin denmiş, tarih öncesinin kutsanan doğurganlığının yerini güzellik almış, övündüğün göğüs ölçüne, geniş kalçalarına birileri el uzatmış, almış seni koşu bandı üstüne yerleştirmiş. Şimdi lütfen sen orada koşaraken ben bu makalenin devamını yazıyorum.
IG’de ünlü bir ‘Plus Size’ modelin görselini paylaştım, benim güzellik algımda oldukça seksi ve güzel bir kadındı, ve her zaman kadını desteklemekten taraf oldum. Koşu grubumdan bir arkadaşım hikaye paylaşımıma bir yanıt verdi, bu bizi yer dedi ve gülücük koymayı da ihmal etmemişti. Hiç cevap yazmadan engelledim. Bugün bunu yapmam, yani politik doğruculuk yapmam ve bu konuyu tartışmaya açardım. Biz kadınların üzerindeki hem erkek hem de kadın ellerinden çok sıkıldık. İri kadının olumlandığı bir dönemdeyiz, tarih yine Venüs’e göz kırpıyor:
Hey Venüs! Koşu bandından inebilirsin.
Koş, dur, zayıfla, bedenini olumla, yeme, ye, içme, iç, sağlıklı beslen, iyi besin, kötü besin, ben demedim, o demedi, bu kavgalar böyle devam ediyor, trendler değişiyor, skinny fit derken, brazillian butt, thick, strong, …. Bu tanımlar bitmeyecek, birisi bir yerinizi olumlamayacak. Bu bir sağlık trend’inin akışı ama gerçek tabloda neler oluyor, her şey estetik kaygılarla başlamadı değil mi?
Obezite kavramı 17.yy ile beraber kullanılmaya başlanıyor, kelimenin orijinali Latince şişman anlamına gelen Obesitas’tan geliyor ama asıl aktarım Fransızca’da kullanımı olan ‘Obesitas’ ile çok şişman anlamından geliyor ve 1989 Oxford İngilizce sözlüğünde yerini alıyor. Oxford sözlüğünde sıfat ve isim olarak yerini alması elbette tesadüf değil, İngiltere ve Amerika Obezite rahatsızlığının en çok göründüğü ülkeler. Obez kelimesinin bir ağırlığı var, hala günümüzde aşağılamak için kullanılıyor, ve kelimenin ağırlığı ve bireylerin verdiği mücadele yetmiyormuş ki çeşitli otoriteler insanları ‘will power’ ya da irade noksanlığından yargılıyor. Gerçekler böyle mi?
‘Obesogenic’ diye tanımlanan bireyler için şöyle deniliyor: yüksek enerjili gıda tüketiyor ve az egzersiz yapıyorlar. İngiltere, Amerika ve Türkiye’nin ortak bir özelliği var: yüksek enerjili gıdanın fiyatlarının düşük olması. Mesela beyaz ekmek, gofret ve bisküvi benzeri gıdalar, paketli gıdalar, kötü çiçek yağı türevleri, hızlı tüketime uygun satılan menüler… Alım gücü düşük bir ailenin tükettiği bu gıdaları irade gücüne bağlamak çok naifçe kalmıyor mu? Gıda endüstrisi sattıkları içerikleri etiketlemekte direnirken, hala mısır şurubu kullanmaya devam ederken, doymamış yağ oranı yüksek gıdaları ısrarla satmaya devam ederken yine iradeden bahsetmek mümkün mü yoksa bu iş ticari mi? Güncel Tarım Gıdaları düzenlemeleri ile ülkemizde palmiye yağı vardır ibaresinin kaldırılmak istendiğini biliyor musunuz? Neden bu düzenlemeler yapılıyor? Ülke bakanlığı paketli gıdanın sağlıklı olduğunu duyuruyor; neden? Ülkemiz patates ve yağ desteğinde bulunuyor, alım gücü düşük insanlar için ama balık ya da yumurta değil; neden? Tüm bunları alıp insanları irade gücü düşük diye etiketlersek dürüst bir yaklaşımda bulunmuyoruz ve üstelik bu son paragraf içerisinde bilimsel hiçbir şey yok. Ekonomiden bahsediyoruz. İngiltere’de bir çok sağlık çalışanı ve spor eğitmeni obezitenin artmasında bakanlığı ve devlet politikalarını işaret ediyor.
Venüs Tanrıçası figürleri aslında sanıldığı gibi sadece şişman kadından oluşmuyor, çeşitli beden özelliklerine sahip bir çok figür bulmak mümkün. 12.000 yıl önce yerleşik düzene geçen ve tarım ile uğraşmaya başlayan insanlar Paleolitik dönemden günümüze doğru geldikçe hareketsiz yaşama ve dolayısı ile kilo almaya başladığı vurgusu yapılıyor ve en büyük suçlu da ekmek ve diğer kompleks karbonhidrat içeren nohut grubu, pirinç, arpa gibi gıdalar gösteriliyor. Yağsız et, deniz ürünleri ve dalında yetişen meyve ve sebzelerden kompleks karbonhidratlara ve yağlı etlere yapılan geçişin tüm beslenme düzenini değiştirdiği anlatılıyor. Paleo diyeti de kendisini bu gerekçeler üzerine oturtuyor. Sevgili Şişman Venüs, lütfen gelir misin?
25.000 yıl önce beden ölçüleri ile berekete sembol olmuş bir kadın henüz tarım ile tanışmamışken ve üstelik torunun, torunun, torunu da tanışmayacak iken, sadece tarıma suç atmak yeterli olmayabilir. Afrika kabilelerinde de daha ilkel bir yaşam sürdürmelerine rağmen eski dönemlerde kilolu insan olduğunu biliyoruz. Yuval Noah Harari’nin Sapiens: A Brief History of Humankind kitabında işaret ettiği bir konu çok fazla aklıma takıldı: açlık bilinci. Harari genel resmi gören ve iyi derleyebilen, aktarabilen bir isim. Eleştirilenin aksine, bu tip değerlendirmelerin yaşam trend’lerine ve yaşam değerlerine etki ettiğini düşünüyorum. Harari insanın yeme davranışlarının atalarımızdan miras olduğunu söylüyor. Yani vücudumuz açlık korkusu ile çok yeme eğiliminde, binlerce yıl öncesindeki açlık sınırında yaşamasak da bu davranışı sürdürüyoruz. Ben bunun bu kadar yalın olduğunu düşünmüyorum. Aktarılan bir genetik bilinç var, bozulan hormon dengeleri var, yanlış tarım politikaları var, fazla çalışma saatleri var, stres var, dünya üzerinde herkesin sahip olabileceği tarım yapma ve bir çatıya sahip olma hakkının kapitalist gerekçelerle elinden alınmış toplumlar var ve suç atalarımızın mı sadece, değil. Genetik nedenlerini ve hormon etkisini anlatmak istemiyorum ve fakat okumak isteyenler için harika kaynakları altta sıralıyorum, ben yine Sevgili Venüs ile konuşmak istiyorum.
Kadınları sadece doğurganlık özelliklerine indirgeyen atalarımızın yanlış yaklaşımlarını tartışmak istemiyorum Venüs ama sen bu pozları verirken bizim tüm geçmiş ve geleceğimizi meta olarak etiketlemişsin ve undone #hashtag yapamıyoruz. Şimdi sana şişko diyenlerle tartışmak biz torunlarına kalıyor.
Bir sumo güreçcisi, vücut geliştirme sporu ile uğraşanlar ya da benim yaptığım gibi kimsenin şişman demediği Tanrıça Venüs statüsü iri oldukları için birer etiketle kurtulurken, iri vücut yapısı ile hayatını sürdüren bir çok kadın ve erkek belki tüm sosyal hayatlarını çirkin oldukları bilgisinin kabulü üzerine şekillendiriyor. Bir kişi şişman ise şişmandır, burada doğruculuğa ya da nezakete gerek duymuyorum, çünkü bunun karşıtı ne kadar zayıfsın da aynı zararlı algıya hizmet ediyor. Zayıf ya da şişman olmak sadece görsel ifade olabilir mi? Üzerine iyi ya da kötü anlamı yüklemeden elbette olabilir. İkisi de sağlıklı ya da sağlıksız diyebilir miyiz? Hayır.
- Asıl soru bizi kim şişman yaptı?
- Sağlıklı beslenmeye erişim maliyetleri neden yüksek?
- Obezite WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından neden halk sağlığına tehdit olarak algılanıyor?
- Yüksek enerjili gıdalar yeme dürtümüzü arttırıyor mu?
- Beslenme içgüdüsel mi?
- Duygularımız bu işin neresinde?
- Devletler Obezite rahatsızlığı için yüksek maliyetlere razı olurken neden gıda firmalarını yaptırıma zorlamıyor?
- Olması gereken olmadığı için bu gereksiz döngüde daha ne kadar kalacağız?
Obez olmayı iradeye indirgeyen tüm psikolojik yaklaşımların karşısındayım. Yukarıda bir çok konuya değindim, bedeni olduğu kabul etmenin tarafındayım ve fakat sağlık problemi olan bir insanı iradesiz diye etiketlemenizin karşısındayım, egzersiz paylaşımı yapan sayfaların elinde hamburger tutan kadın görseli kullanmasının karşısındayım, popüler psikoloji sayfasında kilo problemini sen öyle tanımlamazsan yoktur diyerek yine kişinin iradesine bırakmasına karşıyım, trend olduğu için kadınların bak aslında benim vücum da problemli diyerek duruşlarının olumlu ve olumsuz görsellerini paylaşmasının karşısındayım, erkeklerin kadınların vücudunu konuşmasının karşısındayım, kadınların diğer kadınları kilo verdiği için olumlamasının karşısındayım, öncesi sonrası fotoğraflarının karşısındayım, kadınların kabul görmek için bedenlerini aşağılamasının karşısındayım, Sevgili Venüs sahne senin…
Referansalara altta erişebilirsiniz:
https://www.goodreads.com/book/show/23692271-sapiens
https://www.who.int/global_health_histories/seminars/presentation46a.pdf?ua=1
https://www.medicalnewstoday.com/articles/323551
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3228640/
https://www.researchgate.net/publication/288944536_OBESITY_FROM_ANCIENT_TO_CONTEMPORARY_TIMES
https://www.ackdjournal.org/article/S1548-5595%2806%2900106-6/fulltext
Discover more from DO Wellness Co.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.