Ben lise döneminde iken farkında olmadan bir anlaşma yaptığımı bir kaç sene önce fark ettim. Anlaşma şuydu: bedenini, zihnini terbiye etmelisin. Bunun kapsamı kötü düşünmemek, bedenine iyi bakmak, kendini gerektiğinde sınırlandırabilecek, kendi kendine hayır diyebilecek kadar güçlü olmak. Çok ağır bir anlaşma imzalamışım ve her anlaşma dışına çıktığımda kendimi yargılamışım ve bu anlaşmayı hiçbir şekilde farkındalıkla yapmadım. Sonuç getiren ve benim hayatımı şekillendiren bu terbiye etme kararıydı. Dediklerimi bir zemine oturtmak için çok sağlam bir örneğim var: Don Miguel Ruiz’in ‘Dört Anlaşma’ kitabı. Kaynak olarak kısıtlı buluyorum, yaşam stratejsini ve zihniyet değişikliğini dört madde ile özetleyebilmek çok mümkün değil, fakat ruhu hafifletmek için, bir yol çizmek için çok iyi bir başlangıç. Ve evet hiç hoşlanmadığım bir dizin örneği yani kişisel gelişim kitabı. Çok da bilinen bir kitap, denk gelmiş ya da okumuş olabilirsiniz. Diğer örneklerden ayrı da tutuyorum, özellikle ‘Empath’ olan ve dış dünya ile mesafe koymak isteyen, kendi içinde düşünme ve anlamlandırma da sınırlara ihtiyaç duyan karakterler için çok gerekli bir şey var: kurallar ve düzen. Dört anlaşma kitabı size kurallar ile geliyor. Kurallar yıkılabilir, bozulabilir, mesela ben bildiğiniz en acımasız kural bükücüyüm ama temel kurallarım dahilinde. Yani ritüellerim, günlük hayat düzenim ve kurallarım hep var, bunları karakterimin zemini olarak düşünüyorum. Devletler gibi düşünün, yasama-yürütme-yargı olmaması durumunda düzenin sağlanması çok olası değil gibi. Plato’nun Devlet anlayışında olduğu gibi devlet bir organizmadır, canlıdır, insanlar için de iş bölümleri, iş akışı belirlemek ve hem verimli hem de süreklilik sağlayan sonuçlar almak mümkün.
Sayın Ruiz dört anlaşmayı şirket ve verimlilik üzerinden ya da devletler üzerine düşünüp yazmamıştır muhakkak ama her düzen arayışına giren insanın binlerce yıldır yaptığı gibi kuralların karmaşayı dindirdiğini keşfetmiş ve dört maddede hayattaki yolculuğu nasıl şekillendireceğini özetlemiş. Daha sonra buna eklemeler de yaptı, tıpkı insanların yedikçe gelişen tat duyusuna eklediği ‘umami’ gibi, sayın Ruiz de kurallarında derinleşmiş ve gelişmiş olmalıki beşinci madde eklemiş: ‘Kuşku Duyarak Dinlemeyi Öğren’. ‘Toltek Bilgileri’ni gözeterek yazılmış ve Don Miguel Ruiz’in bize aktardı dört anlaşmayı tartışalım sonra sıra kuşkuya gelsin.
Dört!
- Söz büyüdür: Bu anlaşmaya gönülden teslimim; ne dediğimiz, yargılarımız bizi bağlar. Bize atfedilen sıfatlar, onay cümleleri bizi bağlar. Özellikle sözlere katılıp, anlaşmayı imzalıyorsanız. Mesela bir baba, havlayan bir köpek karşısında korkan oğluna, korkak bu çocuk derse ve bu çocuk bu sözü anlaşma olarak kabul ederse, tüm hayatı boyunca korkak olduğunu düşünebilir. Durumun ne kadar kritik ve ne kadar muhteşem olduğunu anlayabilirsin. Zihninde hangi söze onay verdiğiniz, sizin kader dediğiniz, bir iç anlaşma olabilir.
- Hiçbir şeyi kişisel almamak: Bu anlaşmaya tam gönülden teslim değilim, benim en zorlandığım anlaşmalardan birisi. Son dönemde de üzerinden tekrar tekrar geçmek durumunda kaldım. Evet, sizi zorlayan konuların sınavına tabi oluyorsunuz. Bu anlaşmada durum şöyle; varsayalım işyerinde yöneticiniz sizi yetersiz bulduğunu ve çalıştığınız alana uygun olmadığınızı söyledi. Bu tamamen karşındaki kişinin farkındalığı ile alakalıdır. Bir kişinin sizi çoklu özelliklerinizle değerlendirebilmesi mümkün değildir. Şimdi geriye dönük düşünün: aile, sevgili, sosyal arkadaşlar, iş arkadaşı, size neler dediler. Yol göstermek yerine ne ile itham ettiler, belki kendilerinde gördükleri eksikliği mi söylediler. Sizi, birisi bir sözle itham ettiğinde kabul etmeden önce nedenlerini sormak, eylem içinde olmak, eleştiriden korkmamak sözü kişisel algılamamaktır. Fakat bu anlaşmada açık taraflar var, zihnimde oturmayan kısmı da bu: biz kişinin farkındalığı yüksek, kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilir ve dialog halinde olabilir diye varsayıyoruz. Yani soru sorduğumuzda kendi bilincinde doğru bir cevap vereceğini varsayıyoruz. Bu ne yazık ki her zaman böyle değil, bu sebeple uygulamada zor bir tarafı var.
- Varsayımda bulunmamak: Size doğrusu söylenmedikçe olaya, duruma, kişiye, kendine anlam yüklemeyin. Hemen anlamanızı güçlendirecek bir örnek veriyorum: arkadaşınıza mesaj attınız ve size geri dönmedi. Belki bir gün geçti, ve siz bunun üzerine şu yorumu yaptın: bana saygı duymuyor, beni sevmiyor. Ya da şu yargıda bulundunuz: çok meşgul bu ara. Her iki durumda da varsayımda bulunuyoruz. İster karşı tarafı haklı çıkaracak bir yorum olsun, ister size karşı bir haksızlık yapıldığınızı düşünün. Bu iki cevap arasında kendinizi hayatın merkezine koymak ve aşırı önemsemekle önemsememek arasında bir zıtlık var. Bu anlaşma şunu öneriyor, sen durumla ilgili tespitte bulunma, eğer bu örnekte olduğu gibi durumla ilgili merak içerisinde isen, eylemde ol ve arkadaşına nedenini sor. En önemli anlaşmanın bu olduğunu düşünüyorum. Sağlıklı bir mental hayatı yaşamaktan geri tutan nedenlerinizin kökleri bu anlaşmaya uymadığınız durumlarda gelişmiş olabilir.
- Yapabildiğinin en iyisini yapmak: Gençlik, aşk, kararlı bir zihin, zevk, tutku, süreklilik, sürdürülebilirlik gibi beklentileriniz varsa işte o anlaşma bu anlaşma. Yapabileceğinizin en iyisini yaptığınızda zihninizi örümceklerden temizlersiniz. Ve en önemlisi ödül, övgü, başarı, para beklemeden yapmak. Sadece yapılması gerekeni en iyi şekilde yapmak. Gerisi sizi bulacaktır. Hani deliksiz uyku çektiğin karşılığı bu olabilir.
Beş!
5. Dinle ama kuşkucu ol: Küçükken anne-babamızın söyledikleri, kültürün dayatmaları, öğretmenimizin söyledikleri, eşiniz-dostunuz; neleri doğru kabul ettik, üzerine düşünmedik. Size söylenen her söz, her eleştiri, her negatif bildirim temelde karşı tarafla ilgilidir. Bu okunmayı yapabilmek için size söylenen söz her ne kadar kalbinizi acıtsa da durup doğru mu diye değerlendirme sorumluluğunuz var. Hemen doğru olduğunu varsaymamalısınız. Dedikodu bunlar deli olmayınız ya da manipülasyon var aldanmayınız.
Her zaman her konuda şüphe olması gerekir ve fakat kurallarınızın veya anlaşmalarınızın olması çok ama çok sağlam sınırlar tanımlamanızı sağlar ve bu anlaşmaları defalarca sınadıktan sonra zor vazgeçilirler listenize koymanız önemli. ‘Hayır’ diyebilmek böyle başlıyor, size değer vermeyen iş yerinin ayırdına varmak ya da sevgisiz manipülatif ilişkilerden kaçınabilmek de öyle mümkün. Sınırları olan ve güçlü bir karakterin en belirgin fiziksel özelliği sımsıkı abdominalleridir. Nüktedan gelebilir ama değil. Karar alma süreçleri, zihin, düşünme biçimleri ile bedensel özelliklerin, karakterin, ruhsal dünyanızın bir ilişkisi var. Sınırlar çalışırken, karın kaslarınıza odaklanmanız size ivme kazandırır. Kararlı olmak sıkı karın kasları ile yakından ilgilidir.
Sevgiler
Deniz
Discover more from DO Wellness Co.
Subscribe to get the latest posts sent to your email.