Jedi, Mindfulness ve Denge

Beni buradan dinleyebilirsiniz.

Farkındalık çalışmalarına danışan olarak bir süre katıldım. ‘Mindfulness’ tekniğinin ya da yeni dönem popüler ‘Anda Farkındalık’ psikolojik yaklaşımının yanlış anlaşıldığını ve öğretildiğini düşünüyorum. Aslında bu tekniği çok iyi uygulayan bir kahraman var: ‘Star Wars’ filminin ustası Jedi’yı.

‘Star Wars’un ‘Jedi’ arketipi bir kurgu elbette, bir dinin ya da ideolojinin temsilcisi değil. Belirlenmiş dogmatik bildirimleri yok, hayatı yaşamanın basit ve pratik bir yolu olabilir tanım olarak ve bu yol sizin değerleriniz ile her zaman uyumlanır. ‘Jedi’ın temsil ettiği değerlere ve kodladığı yaşam pratiklerine bir felsefe olarak bakmak mümkün, buna göre Jedi Felsefesi şöyle der:

  • Duygu, heyecan yoktur, ama barış, huzur vardır
  • Pişmanlık yoktur, ama öğrenme, bilgelik vardır
  • Tutku yoktur, ama sükunet, sakinlik vardır
  • Kaos yoktur, ama uyum, harmoni vardır
  • Ölüm yoktur, ama güç vardır

Bu kodları alıp, benim de DO Wellness Method’da sıklıkla altını çizdiğim kişi tanımına dikkat çekiyor, diyor ki beden, akıl, duygu ve ruh bir kişinin elementleridir ve bu elementler için aksiyon alınmalı ve eğitilmelidir. Meditasyon, fiziksel egzersiz, savaş sanatları, öğrenmek ve uygulamak, anda farkındalık (Mindfulness) gibi.

Jedi Felsefesi bir kişinin tüm elementlerini bütün olarak görür ve eğitmeye inanır.

George Lucas’ın yarattığı Jedi karakteri barış ve adaletin gardiyanı olarak hizmet eder. Bu karakterin analizi yapıldığında Taoizm, Zen, Hümanizm, Stoacılık gibi din ve öğretilerden etkilenerek şekillendirildiği düşünülüyor. Yin ve Yang’ın anlatımında olduğu gibi pasif ve aktif iki karakter vardır. Pasif karakter dişildir (dişi değil), aktif karakter erildir (erkek değil) ve bu güçler ne şeytandır ne de melek. Yani Jedi karakterinin elbette zıttı var, ve bu zıttı ile dengede kaldığı müddetçe var olabiliyor. Ve ilginçtir ki zıt karakter ‘Sith’ eskiden kaçınılmaz olarak bir Jedi’dır. ‘Düşen Jedi’ demek de mümkün. Sith sahne sanatlarının klişesi olarak karanlık tarafı temsilen siyah giyinir ve nefret, düşmanlık, manipülasyon, kin, korku, kızgınlık, tutku gibi duyguların ve eylemlerin pratiğini yapar. Sith’in de felsefi bir yaklaşımı vardır ve şöyle aktarır kodlarını:

  • Barış ve huzur yalandır, sadece tutku vardır
  • Tutkuyla, kuvvet kazanır
  • Kuvvetle, güç kazanır
  • Güçle, zaferler elde eder
  • Zaferleriyle, zincirlerinden kurtulur
  • Güç beni özgür kılar

İki karakter Jedi ve Sith eşittir ve zıt güçlerdir, ama aynı amaca hizmet ederler. Ve şunun altını çizer ana mesaj ‘Olan, olduğu haliyle hayırlıdır’. Evrensel bütünlükte olması gereken olur ve aslında her şey bir denge sistemini gözetir. İnsanların ve hayvanların yaşamında denge her şeydir. Bence Tasavvuf’un temelinde de bu bilinç akışı yer alır: kötülüğün bir iyiliğe, iyiliğin bir kötülüğe hizmet edip etmediğini bilemeyiz, zaman gösterir.

Kötü ve iyi aslında yoktur.

Benim danışmanlık aldığım dönemde, danışmanım yaşadığım bir üzüntü dönemi için “hayatından çalıyorsun, tecrübeden dersini al ve yoluna devam et” demişti. Duygularımı yaşamam, içime kapanmam, derin üzüntü hissetmem üzerine bu tepkiyi vermişti. Tam da bu noktaya çok takıldım, içimde yerine oturmadı ve zihnimde itirazlarım başladı.

Birinci itiraz: “Ayrılık, ölüm, tartışma, kötü bir tecrübe, aldığınız dersin ötesinde bir yas dönemi gerektirir ve insan kalmak için önemlidir. Üzülmek normal bir duygu ve sizi ezik yapmaz. Ağlamak normal bir tepki ve sizi zayıf yapmaz. Korkmak doğal bir tepki ve sizi güçsüz yapmaz. Bunların gelişine ve gidişine izin vermeniz önemli. Bir olayın duygusal şokunu yaşamadan geçmişte bırakmak sizin tecrübeden ders alabileceğiniz anlamına gelmiyor. Duygusal şok bütün yaşanır, ne zihni ne bedeni ne ruhu ayrı koyamazsınız. Bu sebeple duyguları bırakın aksın.”

 Buraya bir ama koyuyorum çünkü Jedi sanıyorum tam olarak böyle düşünmezdi kendi bilgelik seviyesinde.

İkinci itiraz: “Zihin, beden, ruh birbirine bağlı, zihnen kabul ettiğiniz bir adımı bedeniniz kabul etmeyebilir ya da ruhunuz eski neşesini bulamayabilir. Yaşanması gereken duyguları zaman alıyor diye yaşamamak insan olmayı reddetmek gibi bir şey. Her şeyin bir akışı var, akışa teslim olmak bu demek aslında. Akışa bırakmak yeni olana sıçramak değil, gideni uğurlamasını bilmek, üzüntünü karşılamayı bilmek. Üzülmen gerekiyorsa üzül, kırgın ol, sinirlen, bağır, ağla, aç kal, çok ye, tepin, yalnız kal, çok konuş, konuşma, anlat, anlatma, yürü, koş, uyu…”

Burada Sith duyguları sahiplenmemde beni kesinlikle desteklerdi.

Üçüncü itiraz: “İçindeki enerji nasıl dışarı çıkacaksa akıp gitmeli, engel olma ancak ondan sonra olan biten için farkındalık ile ilgili konuşabiliriz. Burada sadece bir nokta var, duyguların tekrarını yaşatmaya devam edip depresyona doğru yol alıp almadığın. Yani bu akıp gitmekte olan duyguları bırakmaya razı olmamak seni hapsedebilir.”

Ah işte! Jedi beni tam da burada desteklerdi (Hoş geldin Usta!).

Tam da danışmanımın “tecrübeni al ve geçmişe bırak” olarak aktardığı iki eylem arasında Sith ve Jedi olma evrelerimi ortaya çıkardım. Oysa bu adımları kimse bize anlatmıyor. Mesela duygu olarak öfke hissetmeniz doğal bir tepki, sonrasında kabulleniş ve huzur geldiği müddetçe. Yani öfkeye ya da diğer duygulara sımsıkı sarılmadan, sadece duyguyu yaşayıp, sonra Jedi’ın pratiklerine geçmek gerekiyor. Öfkeyi yatıştıracak pratikler yoga, pilates gibi yavaş akışlar, tam zıttı bir eylem, hayvan sevmek olabilir. Agresyonu arttırmak değil pasifleştirmek için aksiyon almak önemli. Burada farkındalık öfkenizi tanıyıp, neden öfkelendiğiniz bilip, sakinleşmek için doğru aksiyonu alabilmek.

Duygu derinliğinizin olması çok güzel ve sizi özel yapar; kurban olma halinde değilseniz, depresyonda değilseniz, proaktif olabiliyorsanız. Farkındalığı tam da burada devreye sokun (Jedi kesinlikle başını sallayarak bana onay verirdi).

Derinliği olan insanlarla karşılaştığımda kendimi çok şanslı hissediyorum. Çünkü derinliği olan bir insan tabiatımız gereği ve yaşam enerjimizi sürdürmek için Jedi ve Sith karakterlerini harmanladığımızı ve dengede kaldığımızı bilir. Tam da bu sebeple farkındalık çalışmalarının tekniğini, her uygulamacı için olmasada, sorguluyorum. Çünkü tüm negatif duyguların var olduğunu ve içinizden akıp geçtikten sonra dengeye doğru adım attığınızı bilmek ve pratiğe dahil etmek önemli. Kısacası anda farkındalık ile dengeye yönelik eylem ya da çalışma ve uygulama birbirinden ayrılmamalı.

Ve hep anlattığım denge sisteminde

yin ve yang,

aydınlık ve karanlık,

zayıflık ve şişmanlık,

sıcak ve soğuk,

güzel ve çirkin,

egzersiz ve hareketsizlik,

iyi ve kötü,

güç ve güçsüzlük,

kurban ve zalim,

zenginlik ve fakirlik,

genç ve yaşlı,

cahil ve entellektüel, tüm zıtlar aynıdır, eşit güçlerdir ve aynı amaca hizmet eder: yaşamın enerjisini üretmeye ve dengede kalmaya.

Sevgiler

Deniz 

Not: Bu yazıyı ilk kez 25 Nisan 2018’de yazdım, bir kaç ekleme ile tekrar paylaşmak istedim çünkü içeriğinde hala hemfikirim.




Discover more from DO Wellness Co.

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

One thought on “Jedi, Mindfulness ve Denge

Leave a comment