Mentor Nedir? ‘Kafa Açan’ İnsan Mıdır?

Mentor’luk ne değildir?

Mentor’luk, koçluk ya da sponsorluk ilişkisi değil ya da referans edinmek değildir. Sistematik öğretilen ve öğrenilen bir eğitim konusu da değildir, belli bir öğretim amacı da yoktur. Süpervizörlük de değildir. Aforizmalar yazmak, motivasyon cümleleri söylemek de değildir. ‘Wise Man’ (Akil İnsan) belki olabilir. Saygın olabilir. Alanında öncü isimlerden birisi olabilir. Alanında sadece işini iyi yapan birisi de olabilir.

Neyi nasıl yapacağını bilme, kendini alanında ifade etme, potansiyelini geliştirme, alanını benimseme konuları beni uzun bir süre uğraştırdı. Kendi yolumu bulurum diyen bir idealisttim, ya da gereksiz özgüven ve dik kafalılık diyebilir miyiz. Belki… Ama uzun yolu seçmiş kişi diyebiliriz. Gençlik, toyluk diyebilir miyiz, bence hayır. Mesela ben yedi-sekiz yaşımda lastik atlamada (küçükken biz lastik atlardık) onlar onbirlere kadar yanmadan performans sergileyen bir uzmandım. Birisi gelip bu alanda eğitim istese onu bilgilendirebilirdim. Gelişimine destek olabilirdim.

Yakın zaman tecrübeleri ile de bir işte iyi olmanın yaşla ilgili değil ama temelinde konu, zaman harcama yani mesai ve emek ile ilgili olduğunu söyleyebilirim. Benim dik kafalılık sebebiyle harcadığım zamanı bir tarafa koyarsak, öğrendiklerim bana zaman kaybı yaşatanın kendi fikrinde inat etmek değil, zamanı geldiğinde revize etmemek olduğunu gösterdi. Bu konuda ‘resilience’ çalışanlar ya da zorla kurum içinde eğitim aldırılanlar kararları idealize etmeden dönüştürebilmenin ne olduğunu anlar.

Neyi nasıl yapacağını bilmek doğal olarak yüklenmiyor, beynimizde bir program gibi yüklü olarak gelmiyor. Füturistler bunun ileride olacağından çok eminler ama biz günün gerçekliğinde öğrenmek zorundayız ve öğrenme süreci bir öğretmen gözetiminde ve anlatımında hızlanabiliyor. Bu sebeple aslında sistem ‘Öğretmen’ ve ‘Öğrenci’ tanımlarını ve dolayısı ile okul kurumlarını yaşantımıza yerleştirdi. Aynı sistem iş yerlerinde de geçerli, süpervizör ve ara seviye iş düzeni bilgi akışını ve öğrenmeyi desteklemek için ve iş yapış sürelerini hızlandırmak için kurgulanmıştır. Ve fakat kurumsallaşma konusunda derin çalışmalar yürütmeyen firmalarda bu ilişki bilgi akışından ve öğretme ya da gözlemci olma ya da en azından yönlendirmeden ziyade ast-üst ilişkisine dönüşüyor.

Alanında uzman olmak, usta olmak, kıdemli olmak, mesai harcamış olmak bir ‘Mentor’ olabileceğiniz anlamına gelmiyor.

‘Mentor’ gibi ama değil!

O zaman Mentor’luk Nedir?

Mentorluk biraz gönül işi. ‘Kafa açan’ insan karşılığını bulabiliriz argo dilimizde.

İş dünyasında geri bildirim, alan derinliği ve çeşitliliği oluşturmak, alanınızda karşılanabilir muhtemel zorlukları öğrenmek, kariyeriniz doğrultusu ile ilgili sorularınız varsa, konuyu çok yönlü ele alabilen, sistem dışından bakabilen kişi evet ‘o’ bir Mentor’dur. Mentor gelişim odaklıdır ve sizinle bilgisini, yeteneklerini, deneyimini paylaşır. Bu paylaşımlar koçluk gibi sistematik değildir, daha çok sohbet, tartışma, fikir paylaşımı olarak doğal akışta soru-cevap olarak ilerler.

Mentor’luk formal bir danışan-danışman ilişkisi değildir, sizin Büyükanne’niz de Mentor olabilir. Çünkü bir Babaanne en masum niyetiyle tıpkı bir Mentor gibi sizin iyi taraflarınızı ya da iyi yaptığınız işlerin altını çizer, sizi farklı seçeneklerin olduğu hakkında bilgilendirir.

Mentor gelişiminizi yönlendiren, bilgisini aktaran, sizi ve taleplerinizi anlamaya çalışan kişidir. Ve en önemlisi iyi taraflarınızın altını çizer, küçükken matematik kötü olduğu için matematik dersi aldıran anne-babanız değildir, tarihe ilginiz olduğunuzu fark edip bu konuda alnınızı genişleten ve önünüze seçenekler getiren kişidir. Şöyle diyebiliriz, evinizin penceresinden bahçeye bakıyorsunuz, her şey çok güzel sağda bir limon ağacı, oturmak için bir bank altında, solda küçük çalılıklar, belki futbol oynanabilinecek kadar bir genişlik, bir kaç kedi, solucanlar, sinekler, tanımlanamayan böcekler ve biten bahçe duvarı. Mentor size (ki fikir danışan kişiye ‘Mentee’ denir) bahçe duvarının ardında olabilecekler hakkında birşeyler anlattığında, siz o duvarı artık aşmayı ve ileri gitmeyi düşünürsünüz. Çünkü önünüzdeki bahçenin sınırları artık bellidir.

Hayata özellikle örnekleyerek başladığımız Mentor kişilerden birisi annedir. Annem! Annem bizim çocukluk dönemimiz dahil olmak üzere ekmeği evde kendisi yapmış birisi ve üstelik eliyle yoğurarak. Bu sebeple hem sağlıklı bir seçenek oluşturmak için hem de alışkanlıklarımı sürdürmek için yedi yıl önce ekmek yapmaya başladım. Annem ile benim pişirme yöntemlerimizde farklılıklar var; mesela annem hazır maya kullanıyor, ben sektör mayasına güvenmediğim için alternatif seçenekler arıyorum, annem ekmek yapmak üzere unları karıştırıyor, ben sağlıklı olduğunu bildiğim Karabuğday ununda inat ediyorum. Sonuç olarak annem yıllardır başarılı ve aynı standartta ekmek yapabiliyor, fırın, un, su ve ev değişkenleri olsa dahi. Ben ise her yaptığımda farklı bir sonuç alıyordum, maalesef bazen yenilemez seviyesinde ekmekler olabiliyordu.

Benim Annem, benim Mentor’um ise; neden hata yapıyorum? Çünkü annem benim mentorum değil bu hikaye akışında. 

Üstteki açıklama paragrafına tekrar baktığımızda takıldığım noktalar unun cinsi ve maya, tam beş yıl boyunca annemle bunu tartıştım ve seçimlerimizin farklı olmasının değişkenlik yapmaması gerektiğine inanıyordum (dik kafalı olma kısmı). Fakat annem haklıydı (yılların tecrübesi). Karabuğday ağır bir undu ve onu yumuşatmak ve pişerken çökmemesi için karıştırmak gerekiyordu. Fakat bir basamak daha vardı ki iki sene öncesine kadar asla onu başarısız olduğum adımların sebebi olarak düşünmemiştim: ekmeğin yoğurulma safhası. Ekmeği dinlendirmeye bırakana kadar yaptığım adımlarla ilgili bir farklılık yoktu, fakat dinlendirme sonrası hamuru tekrar kıvama sokmak gerekiyordu. Bu kısımda ben hamuru tekrar yoğurmadan ekmek kabına yerleştirip fırına pişmek üzere servis ediyordum. Tüm başarısızlık nedeni son adımdaydı. Dinlenme ile fırın arasındaki otuz dakika. Ve bu 30 dakikaya kadar geldiğim mayalanma süreci dahil 5-6 saatlik emek boşa gidiyordu. Annem ile un, maya, su oranlarını tartışırken ondan gerçek anlamda bir mentorluk almamıştım. Eğer geri bildirim isteseydim, konuyu mayalanma aşısından baştan sona ele alsaydım, yoğurmanın önemini sorsaydım kısacası senin bilgeliğine ihtiyaç duyuyorum ve gel bu konuyu ilk adımdan son adıma kadar masaya yatıralım deseydim, kesinlikle daha başka bir yol alırdık. Ve emek ve zaman benim için farklı işlerdi.

Tekrarlı onlarca deneme sonunda, aynı hataları yapıp farklı sonuçlar çıkacağına inanmak… Uyaran bir bilirkişi olduğu halde, önerilen hiçbir metodu denememek, basamakları sorgulamamak… Bu sebeple aynı yerlerde aynı konuları tekrarlı olarak elden geçiriyoruz. Yöntemler, gidilen yollar, tercihler değişmek zorunda kalabilir.

Mentor sizi Mentee olarak kabul ettiğinde ortak amacınız başarısızlığınızı anlamlandırmak ve dönüştürmek, iyi özelliklerinizin altını çizmek, size alanınız ile ilgili bir çerçeve çizmek ya da çizgilerinizi genişletmek olabilir. Mentor’u patronunuz, süpervizörünüz, arkadaşınız olarak algılamayın. Mentor alanında belli zorluklara karşılaşmış, çözüm üretmiş, ilerlemeye ve genişlemeye devam etmiş kişidir.

Kişilerin Mentor’unun olması gerektiğini düşünüyorum, benim iletişimde olmadığım ama takip ettiğim isimler var, kendi alanımdaki artı eksi beş insan çerçevesinde kalmak istemediğimi biliyorum, iş ortamları sizi ortak dil ve algıya zorlar, biraz organizasyon kültürü oluşturma etkisi vardır; aile de sizi aynı bahçede oynamayı güvenli seçenek olarak sunabilir; eşiniz sizin her kararınızı destekler ya da karşı çıkar, ama bunlar aynı zamanda bahçenizdeki duvarlardır. ‘Mentor’ size başka bahçelerin olduğunu anlatan kişi olabilir.

Sevgiler

Deniz

Mentor’luk ile ilgili yardımcı olabilecek iki okuma bırakıyorum.

https://www.businessnewsdaily.com/6248-how-to-find-mentor.html

https://www.forbes.com/sites/ellevate/2021/05/20/how-do-i-find-a-mentor/?sh=5fe46d4c55e0


Discover more from DO Wellness Co.

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Leave a comment